30 Aralık 2009 Çarşamba

Ara Transfer'e Doğru #1 Luca Toni



Artık ara transfer dönemi geldi,çattı.Ve başka takımlara transfer olmak isteyen veya takımlarında mutsuz olan çoğu oyuncu için bu süre bir fırsat.Tabiki bunların en göze batanı Luca Toni.

Bayern'de Van Gaal ile çok ters düştü,çok inatlaştı ve en sonunda takımdan ayrı kaldı isminin en çok birlikte anıldığı takım olan Roma'ya gitmesi iki taraf içinde iyi olur,Totti ve Toni çok yakın arkadaş ve mevkiilerinde birbirlerini tanıyan ve birbirlerinin oyun stiline yabancı olmanayan oyuncular.Bugün Toni açıkladı Roma'ya gitmek istediğini,Roma,Bayern'den kötü bir takımmı? Tabikide değil.Avrupa garantili bir takım diyebiliriz.Ve Toni için en önemli şey bir an önce forma girip 2010'da Güney Afrika'da olabilmek ve bu hedefi için en yakın takım Roma.

Senin Ne Haddine !



Zarate ve Totti atışmaları hala devam ediyor,en son Zarate,Totti'nin bittiğini söylemişti(!) bende biraz emektar sever ve Tottisever olarak çok kızdım ve sinirlendim,bugün Totti gereken cevabı vermiş:Tüm taraftarları, tüm sporcuları ve Buffon, Del Piero, Messi, Ronaldo, Kaka, Ronaldinho gibi yıldızların Noel'ini kutlarım. Unuttuğum isimler varsa onlardan da özür dilerim. Noel zamanında daha iyi insanlar olmamız gerektiğini düşünüyorum. Zarate'ye de 240 iyi dilek yolluyorum. 2010 senesinde daha çok gol atıp, tarihe geçmek istiyorum ama sanırım elimi çabuk tutmam gerek çünkü ben artık bitik bir oyuncuyum. Gerçi bu sene başında da benim için aynı şeyleri söylemişlerdi.Bunu kendi bloğundan yazmış Totti,bence Zarate böyle bir laf yiyorsa susacak artık.Ben gerçekten merak ediyorum,acaba Zarate 240 maça 11'de başladımı,tek merak ettiğim bu ...

28 Aralık 2009 Pazartesi

Neler Oldu?




Biz yokken dünyada ve Türkiye'de olan önemli olayları derledim:

*Geçen sene Sivasspor'la başlayan Anadolu'nun zirveye hücümü geleneğini bu sene iki takım sürdürüyor.Kayseri ve Bursa mükemmel bir atakla en az Avrupa'yı hedefliyor.

*Ligimizde yabancı oyuncu üstünlüğü devam ediyor.Makukula ve Cangele ortaklığı Kayseri'yi zirveye uçurdu.Julio Cesar Antep'i sırtlıyor.Gol krallığında tek türk isim Mustafa Pektemek.

*Premier Lig'de dengeler değişti.Defanstaki açıklar ManU'nun planlarını altüst etti.Afrika Uluslar Kupası en çok Chelsea zararına ve Arsenal  için büyük bir şans doğuyor bu periyotta.Tothennam'ın mükemmel yükselişi devam ediyor,Wigan'a karşı o patlama gerçekten müthişti.

*Ve Şampiyonlar Ligi,Bayern Juve'yi öyle bir dağıttki ne olduğunu kimse anlayamadı,birden AVRUPA LİGİ'nin favorisi olduk.Zaten bu sene benim Juve'den umudum yok ama umarım böyle gitmez.Büyük favori kesinlikle Barcelona.Herhalde buna kimse karşı çıkmaz?

Geri Döndük





Biliyorsunuz isteğimiz dışında (!) blogdan ayrılmak zorunda kaldık ki bu çok üzücü oldu.Ama nihayet geri döndük ama bu sefer iki blogla geri döndük,bu blog hala aynı içeriğe devam edecek ama eskisi kadar fazla post girermiyim bilemiyorum,ama önemli olan geri döndük...

13 Kasım 2009 Cuma

2010'a Doğru Play-offlar

Blogumuzun 50.postu şerefine 4 karşılaşmayıda uzunca bir göz atalım dedik ve başlıyoruz:





Yunanistan-Ukrayna:4 playoff maçı içersinde favorisi yok diyebileceğimiz tek karşılaşma,tam dengeli bir mücadele.Ukrayna'da artık son turnuvasını oynayacak denilen Sheva gibi bir hücüm silahı var.
Yunanistan ise 2004'teki görüntüsünden çok uzak,zaten bunu 2008'de görmüştük.
2008'de 1-0'lık katı savunma anlayışının artık bilimesiyle tam bir hezimet yaşayan Yunan'lılar eminim bu taktiklerini değiştireceklerdir.Ukrayna İngiltere ve Hırvatistan'ın buluduğu bir gruptan sadece 1 mağlubiyet alarak çıkmış bir takım.Yunanistan ise,en büyük rakiplerinin İsviçre ve Letonya olduğu bir gruptan 2 mağlubiyet almış.Düşündürücü.Benim bu maçtaki favorim Ukrayna.



Fransa-İrlanda:Fransa gibi yıldızlar karması bir ülkenin play-offlara kalması düşündürücü,2008'de onlarda tam bir hezimet yaşadılar:1 gol 1 puan.Ve Domenech hala takımın başında,ne olursa olsun sonuçta İrlanda'nın başında Trapattoni'nin olduğunu unutmamak gerek.

Ribery,Henry,Anelka,Benzema,Evrave daha bir sürü yıldız oyuncuya karşı,İrlanda'ın bilinenleri ise Dunne,Ireland,Duff,Keane,Given ve Kilbane, ben bu maçta kazananı yıldızların kazandıracağını düşünmüyorum.Sonuçta İrlanda, Bulgaristan ve İtalya gibi iki güçlü ekibin olduğu bir gruptan hiç mağlubiyet almadan play-offa kalan bir takım.Gönlüm İrlanda'dan yana,sebebi ise Trapattoni,İch Habe Fertig.

 Portekiz-Bosna Hersek:Favori Portekiz gibi gözüksede Bosna'nın kolay bir rakip olduğunu söyleyemeyiz,Dzeko,Misimovic,Ibisevic,Pjanic gibi bir hücüm hatları var ki Portekiz defansının çok zorlanacağını söyleyebiliriz.Portekiz'de Ronaldo olmayacak koskoca Real Madrid Ronaldo'nun yokluğunu hissediyorsa kim bilir Portekiz ne yapacak?Tam anlamıyla hücum kapışması olarak geçecek bir maç,Bosnalılar hafife alınmamalı.Favorim Portekiz.

Rusya-Slovenya:Rusya bu maçın mutlak favorisi,Rus futbolu her gün gelişiyor,Avrupa'ya oyuncular gönderiliyor,ligin kalitesi artıyor,takımlar Şampiyonlar Ligi'nde devleri yeniyor.Zaten takımın başında Hiddink gibi müthiş bir hoca varken her takım maç için bir adım önde diyebiliriz.Savunması sağlam bir Slovenya karşısında kilidi Ruslar'ın müthiş hücum hattı çözecektir diye düşünüyorum.Favorim Rusya.

12 Kasım 2009 Perşembe

Kaplanlar Gibi...



 

 

 

 

 
EVERY DOG HAS İTS DAY.

Alex'ide Sustururlar



Sir Alex, Ada'nın en büyük teknik direktörü ve genelde bir sezonda başarılarından çok hakemlerle olan diyaloğu konuşulan bir isim.

Alex'e bugüne kadar ciddi bir ceza gelmedi bildiğim kadarıyla ama artık federasyon bu işe bir dur demek istemiş anlaşılan ve Alan Wiley'e bu maçı yönetmek için yeterince fit değildi yakıştırmasını yapan Sir Alex'e 20 bin pound para cezası ve 4 maç men cezası verilmiş,2 maçı doldurdu ve eğer hareketini tekrarlarsa diğer 2 maçlık süre etkin olacak.

Sir Alex Wiley'in maçı iyi yönetemediğini söylesede kendiside yanlış kararlar nedeniyle ne kadar puan kazandı onu herhalde hesaplamak biraz uzun sürer.

Şampiyonluk



Bugün çıkan bir habere göre Ankaragücü'nde Vassell kaldığı otelden atılmış,sebep ise paranın ödenmemesi.
Ankaragücü yönetimi parayı ödemediği için Vassell atılıyor kaldığı otelden.

Henüz bir ay önce Ian Henderson ile yönetime rest çekip paramızı alamıyoruz demişlerdi.Vassell geldiğinde ligin kalitesi artacak diyenlerin yorumu şimdi ''eee burası Türkiye'' oldu,ilginç.Sanki Ian Henderson'da Vassell'e kanka olsun diye alınmış,hiç bir şey yaptığı yok.

Birde şampiyonluk demezler mi ? KOMİK

11 Kasım 2009 Çarşamba

Ölüm



İnsanı hiç olmadık zamanlarda bulabilir,herhangi bir sebepten veya herhangi bir olaydan gitme ihtiyacı hissedenlerimiz çok vardır,O'da kızına gitmeyi seçti.Mekanının cennet,toprağın bol olsun,Enke.


9 Kasım 2009 Pazartesi

Peter Kenyon Hollywood'da




Peter Kenyon,ManU ve Chelsea kulüplerinin çağ atlamasının baş aktörü,yönetmeni kısacası herşeyi,bu iki takımada yüksek derecede karlı reklam ve sponsoluk anlaşmaları imzalattırıp hem kulüplerin bütçesini arttırmış hemde kulüplerin popülaritesini üst düzeye taşımış bir CEO, Chelsea'yi bıraktıktan sonra bir süre her popüler transferin kesin talibi Manchester City ile adı anıldı ama gitmedi,zaten parayı düşünseydi Chelsea'de kalırdı diye düşünüyorum.

Kendisi Hollywood'un ünlü ajansı CAA'in spor bölümü başkanı olarka göreve başlamış,orada çalışacağı isimler ise tam anlamıyla dünya yıldızları;Lebron James,Andy Murray ve Peyton Manning gibi isimlerle çalışacakmış ve kendisinden beklenen Ronaldo,Beckham ve Mourinho gibi artık reklam ögesi olmuş spor insanlarını ikna etmek.Hayırlı Olsun diyelim.























Scarface-Tony Montana




Scarface filmi en ok sevdiğim filmdir,zaten sağ tarafta iki tane fotoğrafı var Tony Montana'nın.Hikayesini herkes biliyor ama ben yinede kısaca anlatayım.

Castro,Küba'daki vatandaşlarının(çoğu suçlu) sözde ailelerinini görmeleleri için onlara Marial Limanı'nın açar ve Amerika'ya gelenlerden biride Antonio Montana'dır.Al Pacino'nun artık dev olduğunu kanıtladığı rolüdür bana göre birde üstüne Don Michael rolünde döktürünce katmerli kadayıf olmuştur resmen.

Tony'nin hikayesi sıfırdan yükseliş üstüne kurulu,Tony önce bulaşıkcılık yapıyor,sonra ufak işlerde çalışıyor aslında herkes başlarda Tony'yi basit bir kiralık katil sanıyor ama Tony bu dünyanın içine atıldığı andan itibaren önlemez yükselişi başlıyor,çünkü o sadece birşey istiyor:Dünya'yı ve içindeki herşeyi.Tony zamanla yükseliyor hep daha çok kazanmak istiyor ve başarıyorda diyebiliriz,aslında bana filmin başından beri sanki ölmek Tony'nin umrunda değil gibi geliyor.

Final sahnesine bakacak olursak,silahını düşürüyor ama o içeri gidip yeni silahı almak yerine,kurşunları yerken Sosa'nın adamlarına sövüyor ve aslında hayatı ''ti''ye alması onu başarıya ulaştırıyor diyebiliriz.Final sahnesi dışında ilk işinde malı almaya giderken arkadaşı gözünün önünde öldürülmüş ve başına silah dayanıyor tehdit ediliyor ve Tony aynen şunları söylüyor:''Why don't you try stickin' jou head up your ass,see if it fits''
Belki orada ölecek olsa bile yinede ölüm onun umrunda bile değil.Ve iş ahlakı;Sosa kendisine bir iş veriyor ama o orada sırf çocular var diye iş ortağını öldürüyor ve kendi sonunu hazırlıyor.

Ve finali final sahnesiyle yapıyorum;Tony,eşiyle kavga etmiş evine gelmiş açmış torbayı kafayı bulmuş resmen tabii.Ve Sosa hemen adamlarını yollamış Tony'nin evine adamlar hemen bütün çevreyi halledip savunmayı sıfıra düşündüklerini sanıyorlar,herkesde ne var oğlum iki kurşuna devrilir bu adam düşüncesi hakim gibi sanki,ama Tony o kafaya rağmen gidiyor ve ''kaplanlar gibi'' savaşıyor,adamlar resmen şaşkına uğruyor,çünkü onun adı:Tony Montana.Ölüm sahnesi Tony'nin şanına şöhretine pek yakışır olmuyor.Ama ölmeden önce yine adamlara lafını yapıştırıyor o ayrı,bence tek filmde bitirilmesi iyi oldu,çünkü o rolü Al Pacino'dan başkası oynayamazdı.
Ve son söz:

Benim işimi bitirmek kolay mı? İşimi bitirmek için koca bir ordu lazım! Duydunuz mu? Hadi gelin! Hepinizi cehenneme yollayacağım! Siz kime dikleniyorsunuz? Ben Tony Montana'yım be! Bana dikleniyorsanız bu işin kralına çattınız demektir! Hala ayaktayım. Hadi! Pis kurşunlarınızı yağdırın! Hadi! Pis kurşunlarınızı yağdırın! Kurşunlarınız bana işler mi sanki? Yağdırın bakalım! Hadi durmayın!(Tony ölmeden önce son sözleri)





Milli Takımlar,Kulüpler,Oyuncular





Bu sorun son günlerde çok sık konuşuluyor,Portekiz,Ronaldo ve Real Madrid üçlüsünün yaşadığı sorunlar,Roanldo,Diawara'nın müdahelesiyle sahalardan 3 ay uzak kalacağı açıklanmıştı ve daha 3 ay geçmedi ama Portekiz teknik direktörü Carlos Querioz ben Ronaldo'yu oynatacağım diyor,Real Madrid yollamam diyor ve böyle bir sorun yaşanıyor.

Eğer Ronaldo giderse tekrardan sakatlanma olasılığı çok yüksek ve Real Madrid milyonlarca euro harcadığı oyuncusunu basit bir sakatlık yüzünden kaybetmek istemiyor tabiki sonuçta o 94 milyon euro'yla bu ligde 4-5 tane takım kurarsınız ama bazıları tek oyuncu için harcıyor,hani takım gibi oyuncu derler ya!Bu arada bir detay gözüme çarptı Carlos Querioz illa alacağım diyor Ronaldo'yu bu riski göze ala ala kendisi eskiden Sir Alex'in yardımcısıydı.Sakın Ronaldo zamanında bir yamuk yapmış olmasın.

Sizce Kulüp mü ?Yoksa Milli Takım' mı ?

Nice Yıllara Pinturicchio